19 Temmuz 2014 Cumartesi

Uzmanlar Uyardı

Uzman Diyetisyen Işın Sayın, vücut için istenmeyen madde olan karbondioksit ile işlenmiş sodaların vücut için zararlı olduğunu...
Yemek sonrası sindirimi hızlandırsın, yağları atsın diye soda içmenin faydasız olduğunu ifade eden  Sayın, doğal mineralli suların, karbondioksit katkısı olmadan şişelenmiş olanlarını tercih etmek gerektiğini söyledi.

Soda Tansiyonu Yükseltir

İnsan vücudunun oksijeni almaya, karbondioksiti atmaya programlı olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Hücre içinde enerjinin yakılması, dinamizm, zihinsel fonksiyonlar vb birçok işin yolunda gitmesi, kandaki oksijen oranıyla ilişkilidir. Kanda yeterli oranda oksijen ve mümkün olduğunca az karbondioksit bulunması istenir. Tüm gazlı içeceklerde olduğu gibi sodada da karbondioksit oranı yüksektir. Doğal mineralli suyu karbondioksit katkısı olmadan şişelemek en güzelidir. Mineraller çoğunlukla karbonat, sülfat vb tuzlar içerirler. Bunlar tuz tadı vermeyen tuzlardır. Tıpkı tatlı tat vermemesine rağmen, kan şekerini yükseltebilen pilav, patates gibi... Tuz tadı vermeyen mineral tuzları da tansiyonu yükseltebilmektedir” dedi.
 
Zayıflamak İçin Soda İçmek Yanlış

Tuz içeren  bu sodaları sık sık içmenin, ödemi kronikleştirdiğinin altını çizen Sayın, “Bu esnada; vücutta yağların yakılması dolaylı olarak yavaşlar. Çünkü; vücutta ödem varsa, böbreklere ulaşan su azalır. İdrarın rengi koyulaşır, kokusu ağırlaşır. Böbrekten tamamı atılamayan toksinler; böbreğe uzanan kılcal damarlar yoluyla kana geri emilir. Vücutta yeniden dolaşıma katılır. Karaciğer bu kanda dolaşan toksik maddelerle ilgilenmek zorunda kalır. Onları etkisiz hale getirmeye çalışır. Bu kez, diğer işi olan yağları yakmayı yavaşlatır. Ödem varken, karaciğer düzenli olarak yağ yakmak yerine, detoks işiyle meşgul olduğundan, zayıflama diyetlerinden beklenen yanıt gelmeyebilir. Gebelerde de tüm vücut genelinde ödemi şiddetlendirir,  kilo artış hızını etkiler.” şeklinde konuştu.
 
Yemek Sonrası Sodanın Bir Faydası Yok

Hızlı yemek yediğimizde hava yutarız. Midedeki bu gaz birikiminin üzerine sodanın gazı eklendiğinde, mevcut gazı çıkarmak kolaylaşır ve mekanik bir rahatlama meydana gelir. Oysa sodanın bileşiminde sindirim enzimi yoktur. Sadece midedeki gazdan kaynaklanan gerginliği atmaya yardımcı olmuştur. Takip eden saatlerde içerdiği tuzların oluşturacağı ödem de cabasıdır. Ağır sporlar yapmıyorsanız günlük beslenmenize soda ilave etmenin bir gereği yoktur, ihtiyaç duyduğunuz mineraller bakliyat, sebze, et, balık, kuruyemiş vb sağlıklı besinlerle de alınır.
 
Günde 2 Sodadan Fazlası Böbrekte Taş Oluşumuna Yol Açabilir

Minerallerin vücuda sürekli soda ile yüklenmesi sonucunda, yani günde 2 ve daha fazla soda içilmesi halinde, bazı minerallerin birikimi zararlı bile olabilmektedir. Örneğin; flor birikimi florozis dediğimiz olayla sonuçlanır, dişler sararır. Kalsiyum birikimi böbrekte taş oluşumuna yol açabilir vb. Bu nedenle tansiyonunuzun çok düştüğünü ölçerek tespit ettiğimizde, soda içmek güvenlidir. Ancak beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde yeterli ve dengeli bir beslenme programı uyguluyorsanız, her gün gerekli mineralleri besinlerle alırsınız ve kolay kolay sodaya ihtiyacınız kalmaz.

58 kiloluk karpuz üretti

Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde çiftçilik yapan Lütfü Ay, denemek için ektiği özel tohumdan 58 kiloluk karpuz üretti.
MANAVGAT - Manavgat'ın Aşağı Işıklar Mahallesi'nde çiftçilik yapan Lütfü Ay, evinin önündeki bahçede 50 kilonun üstünde 4 karpuz üretti. Kantarda tartılan karpuzlardan biri 58 kilo gelirken, ikisinin 54'er kilo, bir diğerinin ise 48 kilo olduğu belirlendi.

Manavgat Kaymakamı Emir Osman Bulgurlu, Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Ziraat Odası Meclis Başkanı Ömer Şahin, Manavgat Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdür Vekili Yeşim Tıravoğlu Demirtaş, çiftçi Lütfü Ay'ı bahçesinde ziyaret eti. Heyet, Lütfi Ay'dan karpuzlar hakkında bilgi aldı. Rasim Metin, çiftçi Lütfü Ay'a başarı belgesi ve çeşitli hediyeler verdi.
Kaymakam Bulgurlu da ürettiği karpuzlar için çiftçi Lütfi Ay'ı kutladı. Manavgat'ın Türkiye 'nin en verimli topraklara sahip olduğunu belirten Kaymakam Bulgurlu, "Manavgat Ziraat Odamız bu karpuzların önümüzdeki yıl üretilmesi için çalışma başlattı" diye konuştu.

Ziraat Odası Başkanı Metin de, Lütfü Ay'ın ürettiği karpuzların Türkiye'nin en büyükleri olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Yaptığımız araştırmalara göre bugüne kadar Türkiye'de en büyük karpuz Diyarbakır 'da üretilmekte olup ağırlığı 40 kilo dolayında. Lütfi Ay'ın üretmiş olduğu karpuzun en küçüğü 48 kilo. Yani Manavgat'ta üretilen bu karpuz Türkiye'nin en büyük karpuzudur. Manavgat Ziraat Odası olarak bu karpuza 'Manavgat Timsahı' adı altında patent almak için çalışmalara başladık. Önümüzdeki yıl çok sayıda çiftçimize fide temin ederek daha geniş alanlarda bu karpuzun üretimini planlıyoruz. Hatta üretim yapan çiftçilerimiz arasında ödüllü yarışmalar bile düzenleyeceğiz."

Lütfü Ay ise ziraat mühendisi Osman Aydın gözetiminde bir cins karpuz tohumunu denediklerini belirterek, sonuç olarak büyük karpuzlar elde ettiklerini söyledi. Hiçbir şekilde hormon ve ilaç kullanmadıklarını belirten Ay, "Karpuzlarımızı yetiştirirken sadece hayvan gübresi kullandım. Türkiye'nin en büyük karpuzunu ürettiğim için çok mutluyum. Önümüzdeki yıllarda ekmeye devam edeceğim" dedi. DHA

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Böyle Karpuz Görmediniz!

Japonya’nın karpuz üreticileri, yetiştirdikleri dört köşe karpuzlarla dikkat çekiyor.


İlk olarak 30 yıl önce ülkenin güneybatısında bir çiftçi tarafından üretilen dört köşe karpuzlar, sadece ülke genelinde değil ülke dışında da popüler hale gelmeye başladı. Üretilen karpuzlar genellikle sofra ve mutfak dekorasyonunda kullanılıyor.


Japonya’nın karpuz üreticileri, yetiştirdikleri dört köşe karpuzları hem iç pazara hem de ülke dışına satıyor. Üreticiler, karpuzları mağazalara ve büyük marketlere tanesi 100 dolardan sattıklarını ifade ediyor. Artan talepten memnun olan üreticiler üretimi arttırmanın yollarını arıyor.
Japonya tarım yetkilileri de, ülke dışında popüler hale gelen karpuzlar için sadece Kanada ‘dan 114 adet sipariş aldıklarını belirtiyor. 




Çocuk Beslenmesine DİKKAT!

Çocuklar bu besinleri tüketmeden büyüyor...

Bursa Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yıldırım Oran, “Batı ülkelerindeki yoğun süt üretimi neticesinde süt tozu arzında büyük bir artış oldu. Gıda kodeksimizdeki muğlak ifadelerden yararlanan firmalar, çocuklarımıza süt olmayan sütümsü, yoğurt olmayan yoğurdumsu, katkılı ürünler yedirmeye başladı. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın birçoğu hiç gerçek süt yoğurt tüketmeden büyüyor” dedi.

Bursa Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği süt tozu ithaline tepki gösterdi. Başkan Yıldırım Oran, “Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yerinde bir kararla süt sanayine yönelmesini olumlu bulduk. Ürün satışının belediyemize ait büfelerde satılmaya başlamasını çözümün başlangıcı olarak görmekteyiz. Umuyoruz ki bu süreç Avrupa’da olduğu gibi tamamen üretici şirketlere devri gerçekleşir” dedi.

GERÇEK SÜT VE YOĞURT TÜKETMEMİŞ ÇOCUKLARIMIZ VAR

Sütteki fiyat oyunlarının yurt dışı uzantılarına da dikkati çeken Başkan Yıldırım Oran, “Batı ülkelerindeki yoğun süt üretimi neticesinde süt tozu arzında büyük bir artış oldu. Gıda kodeksimizdeki muğlak ifadelerden yararlanan firmalar, çocuklarımız başta olmak üzere süt olmayan sütümsü, yoğurt olmayan yoğurdumsu, katkılı ürünler yedirmeye başladı. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın birçoğu hiç gerçek süt yoğurt tüketmeden büyümekte. Kulağa ne kadar garip gelse de ömrü boyunca gerçek süt, yoğurt tatmamış çocuklarımız var. Ülke içindeki süt kartelleri ile dış uzantıları sağlıksız bir neslin temellerini para hırsı ile atıyorlar. Süt sanayinin, süt sektörünün gerçek temsilcileri olan süt üreticilerinin kuracakları tesisler faaliyete geçince ülkemizin süt ve et ile ilgili problemi kalmayacaktır” şeklinde konuştu. 

Gıda Polisi Uygulaması Geliyor

Merdiven altı gıda üretimi yapan yerleri denetlerken şiddete maruz kalan görevli personel için gıda polisliği geliyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yapılan denetimlerde personelin şiddete maruz kalmasından dolayı gıda polisliği uygulamasını aktif etmeyi planlıyor.

Daha önce sitemizde bir çok habere konu olan gıda sahtekarlarını bulmak ve cezalar vermek amacıyla yoğun mesai harcayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, şimdilerde yaşadıkları sıkıntılara çare arıyor. Denetleme esnasında personelin şiddet görmesi bakanlığı, AB ülkelerinde de mevcut olan Gıda Polisi uygulamasına yönlendiriyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Kurum İdari Kurulu toplantılarında da gündeme gelen konu, Tarım Orman Çalışanları Birliği Sendikası (TOÇ BİR-SEN) Genel Başkanı Günal Kaya tarafından dile getirildi. Kaya, "Bakanlık personelinin güvenliğinin sağlanabilmesi için bazı AB ülkelerinde olduğu gibi 'Gıda Polisi' uygulamasına geçilmesi konusunda çalışma yapılmalı" talebinde bulundu. Konu ile ilgili Emniyet Müdürlüğü'nden olumlu dönüşlerin olduğu belirtilirken, mevcut durumda destek verildiği ancak böyle bir yapının olması işleyişi daha kolay hale getireceği söylendi.

Yetkililer de, sıkıntının aşılması için Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kurumlarla birlikte çalışma yapılmasını kararlaştırdı.

15 Temmuz 2014 Salı

Enginar’ın tatlısı ve likörünü de yaptı


MUĞLA’nın Datça İlçesi’nde yetişen 26 ot çeşitinden orijinal lezzetler ortaya çıkaran Balıkçı Fevzi’nin Yeri’nde enginarın tatlısından, salatasına hatta likörüne kadar çok farklı lezzetler müşteriye sunuluyor. İşletmenin sahibi Fevzi Çıkıkçı, farklı lezzetleri sunmaktan büyük keyif aldığını söyleyerek bilinen enginar yemeklerinin dışında ahtapotlu, sübyeli enginar ile bebek enginar salatası, enginarlı kaya levreği, çiğ enginar salatası, enginar tatlısı ve enginar likörünün büyük beğeni topladığını kaydetti.

Balıkçı Fevzi’nin Yeri’nin işletmecisi Fevzi Çıkıkçı, 23 sene önce İzmir Karşıyaka’da yedek parça dükkanı işletirken gıda sektörüne adım attı. Datça’nın restoran eksikliğini fark eden Çıkıkçı, Fevzi’nin Yeri Balık Lokantası adıyla hizmet vermeye başladı.
Datça’nın yöre otlarından mezeler hazırlayarak işe başlayan Fevzi Çıkıkçı, otlar, soğuk, sıcak mezeler ve deniz ürünleriyle yapılan ana yemek ve ara sıcaklarda 80 çeşide ulaştı. Tüm çeşitlerin aynı anda yapılmadığını, dönüşümlü olarak günde 40 çeşidini yaptıklarını belirten Çıkıkçı "İlk geldiğimiz yıllarda Datça’da enginar yoktu. İzmir’deki yakınlarımızdan rica ederek, tedarik ettik. Sonra Datça, enginarın cenneti oldu. Fakat Datça’nın diğer yerlere uzak olması nedeniyle Datçalı için rantabl olmayınca önceki sene 10 bin tane enginar tarlada kaldı. Şimdi bu enginarlardan ahtapotlu, sübyeli enginar ile birlikte bebek enginar salatası, enginarlı kaya levreği, çiğ enginar salatası, enginar tatlısı ve enginar likörü yapıyoruz. Liköre yeni başladık ve sezon ortasında dostlarımıza ikram edeceğiz" diye konuştu.

HER SENE YENİ MEZE

Deniz Şakayığı veya anemon denilen deniz canlısını Avrupa’daki en iyi restoranlar dışında Türkiye’de de ilk kendilerinin tanıttığını belirten Fevzi Çıkıkçı "Tatlı su ile deniz suyunun birleştiği yerlerde kayalara yapışmış olarak yaşıyor. Yöre halkı deniz akrebi olarak biliyor. Tutmasını ve yakalamasını bilmezseniz elinizi yakabilir. Deniz suyu içinde canlı olarak muhafaza ediyoruz. Tadı midyeyi andırıyor ama az sayıda insan tarafından biliniyor. Deniz antibiyotiği olarak da söylenebilir. Kendi müşterisi oluştu ve özel olarak bunu yemek için bir gün önceden haber veriyorlar, gidip canlı yakalayıp geliyoruz" dedi. Deniz şakayığının porsiyonu 35 liradan satılırken geçtiğimiz yıllarda çağlalı balık ve acı bademin peynir ve pul biber ile yapılan yeni meze çeşiti de menüye katılan lezzetler arasında yer alıyor.

Kuru kayısı ve inciri ABD'liler, kuru üzümü ise İngilizler seviyor


Türkiye'nin kuru incir ihracatında ilk sıradaki ABD'ye eylül-haziran döneminde 9 bin 360 ton ürün gönderildi. Bu ülke, 15 bin tona ulaşan kuru kayısı dış satımında da önde yer aldı. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının yüzde 28'inin yapıldığı İngiltere'ye ise aynı dönemde bu ürünün 42 bin tonluk dış satımı gerçekleştirildi.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği verilerine göre, Türkiye'nin kuru incir ihracatı, sezonun başladığı eylül ayından haziran sonuna kadar geçen dönemde, 2013 senesine göre yüzde 21 artış kaydedip 70 bin 865 tona, değer olarak ise yüzde 28 yükselerek 233 milyon dolara çıktı.
Bu üründe en fazla ihracat 9 bin 360 tonla ABD'ye yapıldı. Miktar olarak yüzde 48 artışın yaşandığı ABD'ye yapılan ihracattan elde edilen gelir, yüzde 88 yükselerek 28 milyon dolara ulaştı. Bu ülkeyi 8 bin 758 tonla Fransa, 7 bin 576 tonla Almanya ve 4 bin 72 tonla Rusya izledi.
Kuru kayısıyı da en fazla ABD alıyor
Türkiye'nin kuru kayısı dış satımı ise ağustos-haziran döneminde miktar olarak geçen yıla göre fazla değişmeden 107 bin ton olarak gerçekleşti. Elde edilen gelir, yüzde 11 artıp 317 milyon 880 bin dolara yükseldi.
Kuru kayısı ihracatında da ilk sırada 15 bin tonla ABD geliyor. Bu ülkeye yapılan ihracattan elde edilen gelir yüzde 29'luk artışla 53 milyon dolara ulaştı. Bu ülkeyi, 12 bin 532 tonla Rusya, 8 bin 784 tonla Almanya, 7 bin 610 tonla Fransa, 6 bin 650 tonla İngiltere ve 5 bin tonla Avustralya takip etti.
Kuru üzümün yüzde 28'ini İngilizler tüketiyor
Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı ise eylül-haziran döneminde, geçen yıla göre miktar olarak yüzde 29 azalarak 150 bin tona, değer bakımından da yüzde 16'lık düşüşle 385 milyon dolara geriledi.
Bu üründen fazla talep eden ülke ise 42 bin tonla İngiltere oldu. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının yüzde 28'ini alan İngiltere'ye gönderilen üründen elde edilen gelir, geçen yıla göre yüzde 18 düşse de 106,7 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu.
İngilizlerden sonra çekirdeksiz kuru üzümü en fazla Almanlar aldı. İhracat miktarı 23 bin ton olan bu ülkeyi, 17 bin tonla Hollanda, 12 bin tonla İtalya, 8 bin tonla Avustralya izledi. Bu ülkelere ihracatlar, değişen oranlarda azalma gösterdi.