21 Temmuz 2014 Pazartesi

ÇAYKUR'DAN ORGANİK ÇAY FABRİKASI

ÇAYKUR'DAN ORGANİK ÇAY FABRİKASI


Çaykur, İkizdere ve Çamlıhemşin ilçelerinde kurmayı planladığı organik yeşil çay fabrikası için çalışmalarını sürdürüyor


ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, genel müdür yardımcıları Turgay Turna ve Süleyman Pınarbaş, İnşaat Dairesi Başkanı İlhan Taşpınar ile Çamlıhemşin ilçesinde incelemelerde bulundu.

Sütlüoğlu, incelemelerin ardından yaptığı açıklamada, yatırım programlarında yer alan organik yeşil çay fabrikası için İkizdere ve Çamlıhemşin ilçelerinde yer aradıklarını belirterek, "İkizdere'de uygun bir Hazine arazisi var. O konudaki girişimlerimizi yazışmalarımızı yaptık, sonucunu bekliyoruz. Çamlıhemşin ilçesinde ise arsa arama çalışmaları devam ediyor. Uygun olan arsada bu yıl fabrikanın temellerini atmak istiyoruz" dedi.

Çamlıhemşin ilçesinde organik çay fabrikası olabilecek alternatif birkaç araziyi gezerek yerinde incelediklerini anlatan Sütlüoğlu, "Bunlarla ilgili teknik bilgiler bize intikal edecek. İlgili diğer bakanlıklarla da görüşmelerimizi yapacağız. İnşallah burada en kısa zamanda fabrika arazisini netleştirerek, 2015 yatırım bütçesine bu ödenekleri koymak suretiyle fabrikamıza başlamak istiyoruz. Bu sene hem Çamlıhemşin hem de İkizdere fabrikalarımıza başlamak istiyoruz" diye konuştu.

Domates suyu ile bağışıklık sisteminizi güçlendirin!

Uzmanlar, Ramazan’ın yaz mevsiminin en sıcak dönemine denk gelmesi nedeniyle iftarda sağlıklı beslenmeye çok daha fazla önem gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Domates suyu ise hem besleyici olması hem de A ve C vitamininden zengin olması nedeniyle özellikle öneriliyor.
Domates ve domates suyu tüketiminin insan sağlığı açısından önemine dikkat çeken Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimi Fakültesi Beslenme ve Diyatetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, Ramazan’da beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi. 
Yaz nedeniyle daha uzun süre oruç tutulduğunu ve aç kalındığını kaydeden İnanç, “Bu dönemde bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için özellikle A ve C vitamininden zengin olan domates suyunu tüketmek gerekir. İftarda veya sahurda içilen bir bardak domates suyu, hem sindirim sistemin daha iyi çalışmasını sağlayacaktır hem de vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminleri karşılayacaktır.” dedi. 

20 Temmuz 2014 Pazar

Pirinçte büyük oyuna dikkat!


İthal edilen pirincin içine farklı cins pirinçler katılarak piyasaya sürülüyor. Çıkarcılar hem tüketiciyi kandırıyor, hem de damak tadını bozuyor.


Son dönemde bakliyat ve hububat sektöründeki gelişmeleri değerlendiren Dinçer Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı M. Tevfik Dinçer'den tüketiciye önemli uyarı. İthal edilen pirincin içine farklı cins pirinçler katılarak piyasaya sürüldüğünü hatırlatan Dinçer, tat, kalite ve fiyat olarak tüketicinin bu oyuna gelmemesini istedi.

Piyasa fiyatları le ilgili Gıdavitrini'ne açıklamalarda bulunan Dinçer Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Dinçer, pirinç ve kuru fasulye fiyatının normal seyrini bulduğunu ve kırmızı mercimekte artışın söz konusu olduğunu söyledi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi ve Dinçer Bakliyat Yönetim Kurulu Başkanı M. Tevfik Dinçer, bakliyat pazarında üretim, satış ve tüketim denklemi bulunduğunu fiyatların arz-talep dengesine göre belirlendiğini söyledi.
Özellikle fasulyede yaşanan anormal fiyat artışının Arjantin kaynaklı olduğunu ifade eden Dinçer, şimdilerde kırmızı mercimek fiyatlarında benzer bir durumla karşı karşıya olduklarını ifade etti. Dinçer, ithal mercimekte yaşanan fiyat artışının, en büyük ihracatçı Kanada’nın arz sıkıntısından kaynaklandığını söyledi.

Tüketici adına bu tip fiyat artışlarının kendilerini üzdüğünü anlatan Tevfik Dinçer, büyük tüccarların bu konuda tekel oluşturduğunu ve piyasayı yönlendirdiğini iddia etti.
DAMAK ZEVKİNİ TAHRİP EDİYORLAR
Osmancık çeltiğinde yaşanan verim kaybı ve fiyat dengesizliğinin pirinç ithalatını tetiklediğine dikkat çeken Dinçer, "Uzakdoğu'dan ithal edilen pirinç türleri, lezzet ve koku itibarı ile Türk tüketicilerinin damak zevkine uygun değil. 
Önceki yıllarda ithal edilen pirinç türlerinin ülkemiz tüketicileri tarafından kabul görmemesini dikkate alan bazı uyanıklar, ithal edilen pirinci ülkemizde yetişen pirinçle harmanlayarak hem tüketiciyi kandırıyor, hem de yerel damak zevkinin tahrib olmasına yol açıyor." sözleriyle tepkisini ortaya koydu.

Türkiye'ye has ürünlerin korunmasının bir sosyal sorumluluk görevi olduğunu ifade eden Dinçer, şunları söyledi:
"Bugün de yeni sezona, yani harmana kadar mal yetmeyebileceği endişesi ile maalesef üreticilerimizden bazıları yetiştirdiğimiz nadide pirinç türlerini, başka türlerle karıştırarak piyasalara sürmektedir. Dolayısı ile bu durum tüketicilerimizin damak zevkini olumsuz etkilemektedir. Ülkemizde yetişen bu nadide ürünlerin, kendine has lezzet  ve kalitesini korumak bir sosyal sorumluluktur.
Bu sorumluluk da sadece tarım il müdürlüklerimize ait değildir. Bu sorumluluk, çiftçiden ithalatçıya, tüccardan perakendeciye, aracıdan tüketiciye kadar herkesin omuzlarındadır."

PİRİNÇ SANAYİCİSİ NE YAPMALI?
Sektördeki pirinç sanayicileri; pirinç kodeksine uygun üretim, ürün çeşitlerinin karışmaması, ürün etiketleme bilgileri, ürün ilaçlama, uygun koşullarda depolama ve kayıtdışı sevkiyat gibi konularda azami özeni göstermeliler.
Sektördeki paket bakliyat sanayicileri ve bu işin ticaretini yapan firmaların da bu gibi konularda hassasiyet göstermesi ile kaliteli ürünlerin tüketicilerimize ulaştırılmasında yardımcı olunmalıdır.

PERAKENDECİ NE YAPMALI?
Perakende sektörü, satın alma sürecinde önceliği kaliteli ürünün satın alınmasına vermelidir. Satın aldığı ürünlerin, hijyenik şartlarda üretilmiş olmasına dikkat etmelidir. Ürünlerin üretim sertifikaları veya işletme kayıt belgesine sahip olup olmadığına dikkat etmelidir. Tercih ettiği kaliteli ürünü, en uygun şartlarda tüketicisine sunmalıdır. Satınalma birimlerinin, satın aldığı ürünler konusunda ilgili sektör derneklerinden veya tedarikçi firmalarından, ürünler konusunda eğitim almaları sağlanmalıdır. 

TÜKETİCİ NE YAPMALI?
Öncelikle güvendiği markaların ürünlerini tüketmeli. Tabii ki, açık ürün yerine, paketlenmiş ürünleri tercih etmelidir.

Buğdayda yüzyılın rekoru kırılıyor

Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, hububatta 50-100 yıldan beri görülmeyen bir artış yaşandığını ve geçen yıla göre ciddi artış beklediklerini söyledi.

Trakya bölgesine yıl boyunca yağan yağmur, üreticinin yüzünü güldürdü. Edirne’de hububatta 50-100 yıldan beri görülmeyen bir artış yaşandığını dile getiren Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, "İlimizde buğday üretiminde geçen yıl 145 bin hektar alandan 683 bin ton üretim olmuşken, 2014 yılında 145 bin hektar alanda 870 bin ton üretim beklenmektedir" dedi.

Türkiye’de hububat üretiminde 9. sırada olan Edirne’de, bu yıl yağışlarla birlikte üreticinin yüzü güldü. Ortalama dekar başına 400-450 kilo alınan verimin bu yıl yağışlarla birlikte dekar başına 600-650 kiloya ulaştığı bildirildi.
Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Edirne İl Müdürü Orhan Sarı’nın da katıldığı basın toplantısında yaptığı konuşmada, yağışlarla beraber hububat veriminin arttığını belirterek, Edirne’de buğday üretiminde dekar başına önceki yıllara nazaran önemli bir artış yaşandığını söyledi.

Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yağan yağışların bazı kesimleri tedirgin ettiğini kaydeden Vali Şahin, "Buğday ve hububat üreticisinin iyi netice vermesine vesile oldu. Geçmiş yıllara oranla dekar başına 400-450 kilogram olan oran bu yıl 600- 650 kilograma ulaştı. Bu sevindirici durum bazı çiftçilerde dekar başına 750- 800 kilograma kadar ulaşmıştır. Bizim Edirne olarak hububat ekimi yaptığımız alanlar bellidir. Hububat üretiminde ilimiz, Türkiye’nin 9. sırasında yer almaktadır.

Bu yıl İç Anadolu Bölgesi’nde hububat üretimi düşerken, ilimizin hububat üretiminin yüksek olması nedeniyle sizinle paylaşma gereği duydum. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki üretim de fena değil, ama ilimizde üretimde olan hububat artışı belki 50 belki de 100 yıldan beri görülmeyen bir artış. Dekar başına 200 kilogram bir artış olması kişi başına vurunca 800 - 850 kiloyu buluyor. Sevinçli olduğumu paylaşmak istedim. İlimizde buğday üretiminde geçen yıl 145 bin hektar alandan 683 bin ton üretim olmuşken 2014 yılında 145 bin hektar alanda 870 bin ton üretim beklenmektedir" dedi. 

Mavi yemiş üreticiye servet kazandırdı


Giresun’da fındığa ek gelir getirici ürünler meyvelerini vermeye devam ediyor. Bölgede yetiştirilen mavi yemiş pazarda 60 liradan alıcı buluyor.

Bulancak’ın Erikli köyünde Refik Aslan tarafından yetiştirilen ‘Mavi Yemiş’in kilosu tarlada 35, pazarda 60 liradan alıcı buluyor.

Üzümsü bir tür olan mavi yemiş, fındığa göre 10 kat fazla kazanç elde ediyor. Aslında elektrik mühendisi olan Refik Aslan, 11 yıl önce fındığa ek ürün olarak organik şekilde yetiştirmeye başladığı "Mavi yemiş" sayesinde gelirini katladı. Aslan, organik ürünle iyi bir kazanç elde etmenin mümkün olduğunu belirterek, "Bir dönümden 1 tona yakın Mavi yemiş aldığımızı düşünsek 35 bin lira yapar, bahçenin giderleri düşülürse 20 bin lira gibi para kazanılmış olur. Bir dönümde yetişen 2 ton fındık ise 2 bin lira yapar. Tabi bunun toplamasından patozuna kadar birçok gideri de var, elde kalacak miktar yarısı olur" dedi.

İstanbul’da organik pazarlarda mavi yemişin kilogramının 60 liradan alıcı bulduğunu ifade eden Aslan, “Toptan kilogramını 35 liraya satıyoruz, pazardaki satış fiyatı 60 lira. Verim olarak düşünürsek bir dönümden alınabilecek bir fındığın ederiyle bir dönümden alınabilecek Mavi yemiş arasında dağlar kadar fark var.” diye konuştu.

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Böbreklere Birebir


Kadınlarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonu her iki kadından birini etkiliyor.

Tekrarlayan hastalık, tedavi edilmezse böbreklerde hasara neden olabiliyor. Prof. Dr. Ziya Mocan tedavinin verimliliği açısından idrar yolu enfeksiyonlarından koruyan besinleri anlattı: C vitamini tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı etkilidir. Greyfurt, portakal, yeşil biber gibi C vitamininden zengin sebze ve meyveler tüketilmelidir. Yaban mersini ve kızılcık suyu da idrar yolunu temizler, enfeksiyonlara karşı direnç sağlar. Günde 2 litre su içmek idrar yollarında temizlik yapar. Huş ağacı çayı da idrar söktürür, böbrek taşlarına karşı etkilidir. 2- 3 çay kaşığı huş ağacı yaprağını kaynamış suya atıp 10 dakika bekletin. Günde en fazla iki bardak tüketin. Kırk kilit otu da idrar yolu bu temizler, enfek-siyonlara karşı korur. Bir demlikte kırk kilit otunu kaynatın. Günde 2 bardak tüketin.

Bu Sütler Yok Satıyor!


Keçi sütü, diğer sütlere göre yükselen fiyatlarına rağmen yok satıyor. Öyle faydaları var ki...

Anne sütüne en yakın yüksek besin değerine sahip, bebek ve yaşlılar için sindirim kolaylığı, yağ yakıcı özelliği nedeniyle son yıllarda revaçta olan keçi sütü, iç pazardaki taleple diğer sütlere göre yükselen fiyatına rağmen yok satıyor.

İzmir Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Özer Türer, yaptığı açıklamada, Türkiye'de 9 milyon civarında olan keçi varlığına rağmen süt üretiminin geride kaldığını, son yıllarda Saanen cinsi keçilerle birlikte süt üretiminin arttığını dile getirdi.

Fransa'nın 1,5 milyon keçi varlığına rağmen Türkiye'den daha fazla süt üretiminde bulunduğuna dikkati çeken Türer, süt keçiciliğini arttırmak için çalıştıklarını kaydetti. 

Türkiye'de son 10 yılda süt keçiciliğinin ıslah edilmiş ırklarla birlikte giderek yükseldiğini ifade eden Türer, bilimsel araştırmalara göre bu süt türünün sindiriminin kolay olması, zengin aroması, anne sütüne yakın besin değerini taşıması ve yağ yakıcı özelliğinin olması nedeniyle iç pazarda da tüketiminin arttığına işaret etti.

"Yağ Yapmıyor, Kilo Aldırmıyor"

Kıl keçilerinin yılda 100-110 litre, Saanen cinsi keçilerin 200-300 litre, Avrupa'da ise bu keçi türünün 800 litreye kadar süt verdiğine dikkati çeken Türer, şöyle konuştu:

"Son 10 yılda süt üretimimiz ıslah edilmiş ırklarla birlikte hemen hemen ikiye katlandı. Bu güzel bir gelişme. Süt keçiciliğinin daha da artmasını istiyoruz. Türkiye'deki süt miktarı yine de yeterli değil. Şu ankinden 10 kat daha fazla keçi sütü üretimi olsa yine de bunun pazarı var. Pazarda rahatlıkla yer bulabilir. Sadece yurt içinde değil yurt dışında da keçi sütü talep edilen bir süt. Koyun sütü de yine dünyada talep ediliyor ama keçi sütüne göre daha az. 

Keçi sütü vücuda alındığında asidik olmadığından yağ yapmıyor ve kilo aldırmıyor. İnek sütü ürünlerinin asidik  olduğu, koyun ve keçi sütünün de alkali olduğu söyleniyor. Alkali beslenmede karın bölgenizde oluşan yağlardan kurtuluyorsunuz. Alkali beslenme enerjiyi yağa değil de kullanıma sevk ettiğinden kilo vermeye neden oluyor. Bu nedenle keçi sütü çok talep görüyor. İç pazarda da keçi sütünü her yerde görmek mümkün. Keçi sütlü dondurmalar raflarda yer alıyor. Keçi sütü yokluğundan değil de bugüne kadar sağlıklı, hijyen, temiz bulunmadığından yoktu. 10 yıldır rahatlıkla hijyen keçi sütü bulabiliyorsunuz. Birlik olarak Türkiye'de bir tek İzmir'de soğuk zincirde süt toplanıyor. Koyun ve keçi sütünün soğuk zincirde sağıldıktan sonra tanklara naklederek sağlıklı, kokusuz, hijyen bir sütü sanayicilere kadar aktarabiliyoruz."

Malezya'nın Talebine Karşılık Verilemiyor

Türer, insanların her geçen gün daha fazla keçi sütü tükettiğini, Türkiye pazarında 2012-2013 yılında koyun ve keçi sütü ürünlerinde yüzde 70'lik artışın da bunu doğruladığını dile getirdi.

Süt verimi yüksek, ıslah edilmiş hayvanlarla birlikte bu rakamın daha da yükseleceğine işaret eden Türer, "Yurt dışından da keçi sütümüze talep gelmeye başladı. Malezya'dan keçi sütü istiyorlar ancak veremiyoruz. Çünkü ancak iç pazara yetiştirebiliyoruz. Talep fazlalığından dolayı veremiyoruz" diye konuştu.