11 Ocak 2016 Pazartesi

‘Hileli yağlarda balık veya metal kokusu olur’

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, hileli ayçiçek yağını tüketicilerin de kullanım esnasında anlayabileceğini söyledi.

‘Hileli yağlarda balık veya metal kokusu olur’

Büyükhelvacıgil, “Damak tadı hassas bir ev hanımı bunu anlayabilir. Ayçiçek yağı içerisine soya yağı karışınca balık kokusu veriyor. Kanola yağı karışınca metal kokusu gibi bir koku geliyor. Ev hanımları kızartmaya başladıklarında bu kokuyu hissedebilirler” diye konuştu.
‘Cezalar caydırıcı değil’
Ayçiçek yağında tağşiş ürünlere ilişkin yaptırımların yeterince caydırıcı olmadığını savunan Büyükhelvacıgil, şunları söyledi:
“Bakanlık bu tür ürünlerini tespit ettiği firmaya 10 bin lira civarında ceza veriyor. İkinci, üçüncü defa tekrarlarsa yine aynı ceza uygulanıyor. Bu cezalar caydırıcı değil. Ticaret Kanunu’na göre, tağşiş yapan firma sahiplerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanabilir. Ben daha da ilerisini söylüyorum. Bunlar ticaretten men edilmeli. Bu resmen hırsızlık, başka bir şey değil. Ayrıca sadece bunu üretenler değil, satanlar da ceza almalı.”
‘Yönetmelik uygulansın’
Karışım yağ konusunda yönetmelik bulunduğunu belirten Büyükhelvacıgil, şöyle konuştu:
“Eğer ürünün üzerinde bu açıkça belirtiliyorsa, karışım sıvı yağ yazıyorsa, karışım yönetmeliğine göre bunu yapabilirler. O zaman kimseye diyecek bir şeyimiz yok. Ama tağşiş dediğimiz hileli karışım ürünler var. Üzerinde ayçiçeği resmi bulunuyor ama analiz ettiğinizde farklı bir ürünle karşılaşıyorsunuz. Bu süreçte dernek olarak bir hukuk bürosu ile anlaştık. “Son iki buçuk ayda 35 firmanın ürünlerini tahlil ettirerek, sonuçlarını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bildirdik. ‘Bakın bu ürünlerde tağşiş var’ dedik. Kesinleşen 2 firma için de savcılığa suç duyurusunda bulunduk.”

4 Ocak 2016 Pazartesi

Diyabetlilere kritik uyarı! Günde en az 10...

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Yüksekokulu'nda görev yapan Öğretim Görevlisi ve Beslenme Diyet Uzmanı Esma Aksoy Kendilci, diyabet hastalarına önerilerde bulundu.

Diyabetlilere kritik uyarı! Günde en az 10...

Diyabetin toplumda sık olarak görülen hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Kendilci, "Diyabeti olsun olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken besinler aynıdır. Vücudumuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması, kan şekeri kontrolünü sağlar ve komplikasyonların gelişimine engel olur. Diyabetin tıbbi beslenme tedavisinde öğün atlamamak ve ara öğün yapmak çok önemlidir. Ara öğünler kan şekeri kontrolünü daha iyi sağlar. Diyabet hastalarının yediğimiz çoğu yiyecekte şeker olduğunu bilmeleri gerekir. Ayrıca kan şekerini hızlı yükselten basit (saf) karbonhidrat içeren, çay şekeri, bal, reçel, pekmez, çikolata, pasta, tatlı, hazır meyve suyu gibi besinleri azaltmalılar. Bu gıdaların yerine kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidrat içeren kurubaklagil, sebze, meyve, tahıllar, çorba, pilav, makarna, ekmek gibi besinleri tüketmeliler" ifadelerini kullandı.

Diyabet hastalarının kırmızı et tüketimini azaltmaları gerektiğini ve yerine tavuk veya balık eti tercih etmeleri gerektiğini belirten Kendilci, "Kızartılmış yiyeceklerden uzak durmalılar. Yemeklerde kullandıkları yağı azaltmalılar. 1 kilogram sebzeyi 3-4 yemek kaşığı yağ ile pişirmeliler. Yağı azaltmak için az yağlı süt ve yoğurdu tercih edebilirler. Tuz alımı azaltılmalıdır. Yemekler daha az tuzlu olmalı. Tabaklarına ilave tuz eklememeliler. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketsinler. Her gün en az 10 bardak su içmeliler. Ayrıca kan şekeri üzerinde olumlu etkileri olan fiziksel aktiviteyi arttırmalılar. Diyabet hastalarının günde 2 porsiyondan fazla meyve tüketmemelerini öneriyoruz" şeklinde konuştu.

Kökü de, sapı da şifa kaynağı!

Kökü de, sapı da şifa kaynağı!

Kerevizin pek çok faydası var. Bunların en başında, kanın pıhtılaşmasında önemli yere sahip olan K vitamininin güçlü bir kaynağı olması geliyor. K vitamin ile birlikte yüksek oranda A vitamini, fosfor ve potasyum, daha az miktarlarda da B ve C vitamini, diğer mineralleri bünyesinde içerir.

Kerevizin kökü ve sapının da çok sağlıklı olduğunu söyleyen beslenme uzmanı İpek Ağaca, kerevizin insan sağlığındaki önemini anlattı.

KANSERE KARŞI ETKİLİ

Kereviz, içerdiği yüksek antioksidan etkiye sahip flavonoidler sayesinde, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemeye yardımcı. Beyaz renkte bir sebze olması, liforanının yüksek olması, vitamin ve minerallerden zengin olması bakımından kansere karşı koruyucu, detoks etkisine sahip bir sebze.

KABIZLIK VE HİPERTANSİYONA KARŞI KEREVİZ SAPI

Suda çözünür posa bakımından zengin bir besin olan kereviz, bize sindirim sisteminin düzenli çalışmasında da kolaylık sağlar. Bunun için tek yapmamız gereken 1 adet kereviz sapını yoğurdumuza, salatalara veya yemeklerimize ilave etmektir diyen beslenme uzmanı İpek Ağaca, kereviz sapının tansiyonu düşürmeye yardımcı bir sebze olduğu da belirtti.

KEREVİZ YE, İDEAL KİLONU KORU

Kereviz, düşük kalori içeren bir sebze. 100 gr kereviz sadece 16 kalori enerji veriyor. Etli veya zeytinyağlı yemeğini de tercih edebileceğinizi diyen Ağaca, çiğ şekilde rendeleyip bol yoğurt ve bir kaşık zeytinyağı ile karıştırarak salata halini de afiyetle tüketebileceğinizi söyledi.

1 Ocak 2016 Cuma

Yetersiz sebze ve meyve tüketimi öldürüyor!

Diyetisyen Doç.Dr. Barış Öztürk, meyveler ve sebzelerin sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezleri olduğunu belirtti.

Yetersiz sebze ve meyve tüketimi öldürüyor!

Dünya Sağlık Örgütünün 2013 verilerine göre dünya çapındaki ölümlerin 5.2 milyonunun yetersiz meyve ve sebze tüketimine bağlı olduğunun raporlandığını anlatan Öztürk, “Dünya çapında mide bağırsak kanserlerine bağlı ölümlerin yüzde 14’ü, kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 11’i, felce bağlı ölümlerin yüzde 9’unun yetersiz meyve ve sebze tüketimi nedeniyle olduğu görülmüştür. Yetersiz meyve sebze tüketiminin sindirim sistemi kanserlerinin de inanılmaz artış sebebi olduğu bilinmektedir” ifadelerini kullandı.

Doç.Dr. Barış Öztürk sözlerini şöyle tamamladı:

“Meyve ve sebzeleri yeteri kadar tüketmenin yanı sıra beslenmemizde tuz, şeker ve yağ tüketimimizi azalttığımızda şişmanlık ve şişmanlığa bağlı hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların çok daha önlenebilir olduğu bilinmektedir. Vücudumuzun üretemediği ve dışarıdan alması gereken yararlı besin öğelerinin en önemli kaynakları meyve ve sebzelerin zengin vitamin ve mineral içeriğinde bulunmaktadır. Yağ yakımı için gerçekleşen olaylarda bile vitamin mineral gibi kilit besin öğelerinin gerekliliği düşünüldüğünde sadece kalori kısıtlaması şişmanlık için uygun çözüm olmamakta vücudun besinlerle alınan vitamin mineraller açısından desteklenmesi gerekmektedir.”

Ağız kokusundan kurtulmanın yolları!

Ağız kokusundan kurtulmanın yolları!

Diş Hekimi Recep Eşkar, ülkemizde ağız kokusunun %25 oranında görüldüğünü açıkladı ve bu durumun önlenmesi için pratik çözüm önerileri sundu


Yargıtay kararlarında, ağız kokusu teşhis edildiği halde tedavi görmek istemeyen eşlerin boşanmasının uygun olduğu maddesinin yer aldığını da hatırlatan Eşkar, bu sorundan kurtulmanın yollarını şöyle sıraladı:

- Yumuşak diş fırçası yerine orta diş fırçası kullanılmalıdır.

- Bakteri plakları ve yiyecek artıklarını temizlemek için dişler günde iki defa fırçalanmalı ve her gün diş ipi kullanılmalıdır.

- Ağız kokusuna neden olan dildeki tabakalaşmayı önlemek için dil fırçalamak alışkanlık haline getirilmelidir.

- Piyasadaki ağız kokusu giderici gargaraların alkolsüz olanları tercih edilmelidir.

- Çinkolu sakızlar ve çinkolu diş macunları tercih edilmelidir.

- Diş ve diş eti hastalıkları , ağız muayenesi ve bakımı için diş hekimi düzenli olarak ziyaret edilmelidir. 

- Ağızdaki tüm diş çürükleri, kırık dolgular veya kron-köprüler tedavi ettirilmelidir.

- Protez , dolgu , diş köprülerinin aralarına kaçan ve orada kalan yiyecekler kötü kokuya sebep olacağından , bu protezler çıkarılarak temizlenmelidir.

- Ağız kokusuna neden olan ağız kuruluğunu önlemek için bol bol su içilmelidir.

- Mümkün olduğunca maydanoz , kahve tanesi, limon kabuğu gibi kokuyu önleyici yiyecekler tüketilmeli; pastırma, sucuk gibi baharatlı yiyeceklerin hemen ardından dişler fırçalanmalıdır.

3 Kasım 2015 Salı

Yeni umut, domates suyu!

Taze sıkılmış domates suyunun, böbrek taşı oluşumunu önlediği ortaya çıktı.




Kırıkkale Üniversitesi (KÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Yılmaz, taze sıkılmış domates suyunun, böbrek taşı oluşumunu önleyen sitrat açısından zengin olduğunu söyledi.

Yılmaz, yaptığı açıklamada, böbrekte taş oluşması sonucu meydana gelen rahatsızlık için medikal tedavilerin ya da ilaçların çok etkili olmadığını belirtti.

İdrardaki sitrat miktarını artıran ilaçları bazı hastaların kullanamadığına işaret eden Yılmaz, “Özellikle mide hastası olanlar bu ilaçları içemeyebilir. Oysa limon, portakal ve greyfurt suyunun kullanımı kolay ve ilaca eşdeğer sitrat miktarı sağlayabildiği için hastalarımıza önerilebilir” şeklinde açıklama yaptı.

Sigarayı bırakamayanlara mucize ot!

Dedelerimizden ve ninelerimizden beri tanıdığımız bir bitki olan tere otu mucizeler yaratıyor.

Acımsı bir tadı olan tere otu, bilmediğiniz yönleri ve bazı hastalıklara karşı sağladığı faydaları sizi çok şaşırtacak.
Tere otu aynı zamanda ciğerlerin dostudur. Karaciğer ve akciğerdeki tahribatları tere otu ile düzeltmeniz ve iyileştirmeniz mümkündür.

Özellikle sigara kullananlar için tere otu tüketimi son derece önemlidir. Çünkü sigaradaki yabancı ve zararlı maddelerin bir kısmı sigara izmariti tarafından emilirken bir kısmını temizlemek de akciğerlilerimize doğru yola çıkıyor.

Akciğerlerde temizlenmeye devam eden sigara dumanı zamanla akciğerleri kirletiyor. Ancak ne yazık ki akciğerlerimizi bir izmarit gibi çöpe atamıyoruz.

Sigarayı bırakmak istiyor ancak bırakamıyorsanız bu durumda sigaranın oluşturduğu tahribatı giderecek olan tere otunu tüketmemiz sağlığınız açısından önemlidir. Çünkü tere otu bilinen en iyi toksin atıcılardandır.