22 Şubat 2014 Cumartesi

Yumurtaya alerjisi olan grip aşısı olmasın

Ciddi derecede yumurta alerjisi olanlar, daha önce grip aşısı yaptırıp ciddi yan etki gelişenler, ateşli bir hastalığı olanlar ve "Gullian Bare" hastalığı geçirenler grip aşısı olmaması gerekiyor.



Academic Hospital İç Hastalıkları ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turgay Çelikel, ciddi yumurta alerjisi olanların, daha önce grip aşısı yaptırıp ciddi yan etki gelişenlerin, ateşli bir hastalığı olanların ve "Gullian Bare" hastalığı geçirenlerin grip aşısı olmaması gerektiğini söyledi.

Çelikel, Dünya Sağlık Örgütü ve Bulaşıcı Hastalıklar Kontrol Merkezi’nin, yaşı 6 ayın üzerinde olan herkesin grip aşısı yaptırmasını önerdiğini belirtti. Özellikle çocukların, hamilelerin, yaşlıların, kronik akciğer ve kalp hastalarının, bağışıklığı baskılanmış olanların (diyabet, böbrek yetmezliği, kanser, kortizon tedavisi alanlar) aşı yaptırması önerisinde bulunan Çelikel, ayrıca risk grubundaki hastalarla yakın teması olan hasta yakınlarının, sağlık personelinin ve 6 aydan küçük bebeklere bakanların, grip aşısı olmasının önemli olduğunu vurguladı. Çelikel, "Ciddi yumurta alerjisi olanların, daha önce grip aşısı yaptırıp ciddi yan etki gelişenlerin, ateşli bir hastalığı olanların ve ’Gullian Bare’ hastalığı geçirenlerin grip aşısı olmaması gerekir" dedi.

"Grip aşısını eylül ayında yaptırmaya başlayın"

Yeni senenin grip aşısının eylül ayı başında çıktığını ve hemen yaptırılmaya başlanması gerektiğini ifade eden Çelikel, aşının etkisinin 2 hafta sonra çıktığını belirtti. Grip hastalığının en çok aralık-ocak-şubat aylarında görüldüğünü, nisan-mayısa kadar da görülebildiğini anlatan Çelikel, daha önce yapılmadıysa aralık-ocak aylarında da grip aşısı yaptırmanın faydası olduğunu kaydetti. Gribin, risk gruplarında pnömoni ve ölüme yol açabilen ağır bir hastalık olduğunu aktaran Çelikel, şu bilgileri verdi: "Grip, risk grupları dışındaki diğer kişilerde 3-4 gün işe-okula gitmekten alıkoyabilir, haftalarca devam eden öksürük gelişebilir. Aşı yapıldığında gribi büyük ölçüde önler ya da hafif geçirilmesini sağlar. Hastalık yapan başka virüsler de vardır ancak grip aşısı bunlara karşı korumaz. Bu virüsler genelde hafif soğuk algınlığı türü hastalık yaparlar. Grip aşısından sonra çok nadir de olsa ciddi alerjik yan etkiler gelişebilmektedir. Bu nedenle aşının acil müdahalede bulunulabilecek bir poliklinikte veya hastanede yapılması gerekir. Aşı yapıldıktan sonra en az 30 dakika-1 saat, aşının yapıldığı sağlık merkezinde bulunmakta fayda vardır. Bu nedenle eczanelerde yapılması bence yasaklanmalıdır."

Kilo vermek için protein alımı gerekli

Kasların oluşması, güçlenmesi ve korunması için doğru miktar ve içerikte protein alınması önemlidir, ancak optimum sağlık için protein ihtiyacı kişiden kişiye değişir.
ABD’de kabul edilen günlük protein alım miktarları 19-70 yaş arası kadınlar için 46 gram, aynı yaş grubundaki erkekler için 56 gramdır. Bu durumda halkın büyük bölümünün gereken miktarda protein aldığı düşünülebilir (American Journal of Clinical Nutrition, 2008; 87;1,554S-1,557S). Ancak bu miktarlar sağlıklı vücut içeriği, kemik sağlığı, glukoz dengesi ve kas kütlesinin korunması için daha fazla proteine ihtiyaç duyulduğunu kanıtlayan güncel bilimsel araştırmaları yansıtmamakta, protein ihtiyacının vücut ağırlığına göre değiştiği gerçeğini göz ardı etmektedir (Nutrition & Metabolism, 2009; 6:12).
Protein, açlık hissi üzerindeki etkisi sayesinde kilo kontrolünde önemli rol oynar. Peynir altı suyu gibi kolaylıkla sindirilebilen proteinler, daha yavaş sindirilen kazein gibi proteinlere göre tokluk üzerinde daha fazla etkilidir (American Journal of Clinical Nutrition,2008; 87:1,562S-1,566S). Proteinler, tokluk hissi vermelerinin yanında karbonhidrat ve yağlara göre daha fazla termogeneze (ısı üretimine) neden olur, bu da dinlenme halindeyken daha fazla kalori harcanmasını sağlar ve nihayetinde kilo kontrolüne yardımcı olur (Nutrition & Metabolism, 2009; 6:12).
Genel kas kütlesinin korunması ve sağlıklı vücut kitle endeksi için günlük protein ihtiyacı sağlıklı ve ancak aktif olmayan kişilerde kilogram vücut ağırlığı başına yaklaşık 1,2 gram, kanser ya da kritik hastalıklar gibi ciddi sistemik enflamasyon olan kişilerde 1,5 grama kadardır (Current Opinions in Clinical Nutrition & Metabolic Care, 2009; 12:617-622). Bunun yanında yaşlılarda protein ihtiyacı günlük tavsiye edilen miktarlardan daha yüksektir. Bu miktar kilogram vücut ağırlığı başına 1,0-1,3 gram arasındadır ve sarkopeninin ilerleyişinin geciktirilmesi, enerji alımında kas dokusu ve kilo kaybına neden olan azalmanın kompanse edilmesi için gereklidir (American Journal of Clinical Nutrition, 2008; 87:1,562S-1,566S).
Protein alımının gün içerisindeki dağılımı da önemlidir. Vücuttaki kas proteini sentezlenmesi en yüksek oranda tetiklenmesi için her öğünde en az 30 gram protein ya da 15-18 gram arası esansiyel aminoasit (2,5 gramı lösin olmak kaydıyla) gereklidir. Lösin, kas proteini sentezinin birincil belirteci olarak görülmektedir, ancak kendi başına değil başka aminoasitlere de ihtiyaç duymaktadır (Current Opinions in Clinical Nutrition and Metabolic Care, 2009; 12:86-90; American Journal of Clinical Nutrition, 2008; 87:1,562S-1,566S).
Genel nüfus ve bazı hastalıklara sahip kişilerden başka atletler de kas yapmak ve hasarları tamir etmek için daha fazla proteine ihtiyaç duyarlar. Dayanıklılık gerektiren sporlar yapan atletler kilogram vücut ağırlığı başına günde 1,0-1,6 gram proteine gereksinim duyarlar (Nutrition, 2004; 20:662-668). Direnç gerektiren dallarda çalışan sporcularda ise gereksinim 1,6-2,0 grama kadar çıkar (Journal of the International Society of Sports Nutrition, 2007; 4:8). Protein alımını vücut ağırlığı ve antrenman yoğunluğuna dayandırmanın yanında toplam kalori tüketimi de önemlidir. Kilo vermek için enerji alımlarını kısıtlayan atletlerin, yağsız vücut kitlelerinden kaybetmemek için bu aralığın en üst sınırında, hatta kilogram vücut ağırlığı başına günlük 2,3 grama kadar protein tüketmeleri gerekebilir (Medicine & Science in Sports & Exercise, 2010; 42:326-337).
Öğün başına ve gün içerisinde tüketilecek protein miktarı sağlansa da, sporcular idmanlarına yakın zamanlarda da kas kütlesi oluşturmak ve hasarları tamir etmek için proteine ihtiyaç duyarlar. Dayanıklılık sporcuları idmandan sonra kilogram vücut ağırlığı başına 0,2-0,5 gram proteine ihtiyaç duyarken bu seviye direnç egzersizlerinden sonra minimum 20 grama çıkar. Esansiyel aminoasitler yönünden zengin yüksek kaliteli protein, kas proteini sentezini en uygun şekilde tetikler (American Journal of Clinical Nutrition, 2009; 89:161-168).
Araştırmalar uygun miktarda toplam günlük, öğün başı ve egzersiz sonrası protein alımının yanında uygun bir diğer zamanın yatmadan önce olduğunu gösteriyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma sağlıklı genç erkeklerde yatmadan önce alınan kazeinin protein metabolizmasına etkisi ile ilgili bilgiler içeriyor. Buna göre uykudan önce alınan 40 gram kazein tüm vücudun protein sentezi hızını yükseltiyor (Medicine & Science in Sports & Exercise, doi: 10.1249/MSS.0b013e31824cc363). Bilim adamları kazeini yavaş bir protein olarak tanımlıyor, çünkü kazein midede pıhtı haline geliyor ve kandaki aminoasit seviyesinin yavaş yavaş artmasına neden oluyor (British Journal of Medicine, 2003; 89:239-248).
* Marie Spano, çalışmaları çeşitli popüler medya dergileri, e-dergiler ve beslenme sektörü yayınlarında çıkan bir beslenme iletişimi uzmanıdır. NBC, ABC ve CBS gibi televizyonlara uzman sıfatıyla konuk olmuştur.

21 Şubat 2014 Cuma

Bu renkteki gıdalara dikkat!

Sebze ve meyvelerin içerdiği birçok madde kansere karşı koruma sağlıyor. Sarı, mor, kırmızı, yeşil gibi gökkuşağı renklerindeki besinler vücuda yararlı bileşimler içeriyor.


PROF. DR. ERKAN TOPUZ

Sağlıklı olmak için iyi beslenmek şart. Çalışmalar; kötü beslenme alışkanlıklarının kanser dahil olmak üzere birçok hastalığa neden olduğunu ya da katkıda bulunduğunu açıkça gösteriyor. Aynı şekilde, besleyici bir diyet ise kanser riskini en aza indirgeyebilir ve hastalığın birçok türünü engelleyebilir. Yediklerinizin yanı sıra, alınan gıdaların vücudunuzda nasıl parçalandığı, emildiği ve atıldığı da önemli. Bu konuların her birini, bedeninizde kansere karşı bir ortam yaratmanıza yardımcı olmak amacıyla ele alacağız.

YARARI KANITLANDI
Meyve ve sebze bakımından zengin bir diyet, kanserden korunmada en büyük kozdur. Bu gerçek defalarca, çok sayıda insan üzerinde yapılan bilimsel çalışmalarda kanıtlanmıştır. Bu öneriyi destekleyen kanıtlar o denli güçlüdür ki; ABD Devlet Sağlık Daireleri ve Amerikan Kanser Derneği'nin de aralarında bulunduğu tıbbi kuruluş tarafından onaylanmıştır. 'Gökkuşağı' olarak adlandırılan kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor gibi farklı renklerdeki gıdalarla, bedeninize kanserle savaşan tüm bileşimleri sağlayabilirsiniz.

İNSAN OTOBUR MU?
İnsanoğlu hem otobur hem de etoburdur, yani hem bitki hem de hayvan kaynaklı gıdaları sindirebilir. Antropologlar, bedenlerimizin öncelikle bitki kaynaklarından alınan gıdaları işlemden geçirmek üzere inşa edildiğini düşünmektedir. Bu sonucu, dişlerimizin şekline ve yerleşimine, çenemizin hareket biçimine ve sindirim sistemimizin uzunluğuna dayandırırlar. Birçok etoburun bağırsakları 1 metreden kısayken, insan bağırsağının 6 metreden uzun olması, bu yöndeki çalışmaların dayanaklardan biridir. Buna göre; insan vücudu, enerjisinin ve besininin çoğunu bitkisel kaynaklardan elde ederek etkin bir işlevsellik göstermek üzere tasarlanmıştır.

İLK İNSANLAR İÇİN SEBZE ŞARTTI
Bazı uzmanlar kanserin, zaman içinde azalmış miktarda meyve ve sebze alımına karşı 'adaptasyon bozukluğu' nedeniyle oluştuğunu söylemektedir. Bu görüşe göre; sebze ve meyveler, insan için uygun olan antikarsinojenik kokteyli içerir. İlk insanların hayvansal gıda yemesi mümkündü ancak hayatta kalmak için şart değildi. Asırlar boyunca insanın beslenme biçimindeki denge daha fazla hayvansal kaynaklı gıda ve daha az meyve ile sebzeye kaydı. Sindirim sistemi ona verdiğimizi elinden geldiğince değerlendirirken, bitkisel gıdalarda bulunan vitaminler ve minerallerin yokluğu hücre hasarı riskini artırmakta; bu da kanser riskini yükseltmektedir.

BUNLARA DİKAT EDİN
'Gökkuşağı' çeşitliliğinde meyve ve sebze tüketin.
Pestisidlere (böcek ilacı) olabildiğince az maruz kalın.
Et ve diğer hayvansal gıdaları az tüketin.
Omega-3 yağ asidi alımınızı artırarak doğru türde yağ tüketin.
Hazır yemekler, şekerleme ve sodalı içecekler gibi yüksek kalorili, besin değeri düşük yiyeceklerden uzak durun.
Az tuz, çok potasyum tüketin.
Bedeninizin detoksifiye olmasına ve atık maddeleri uzaklaştırmasına yardımcı olan gıdaları seçin.

KİMYASAL ÖNLEYİCİLER GÜÇLÜ ETKİLERE SAHİP
Meyve ve sebzelerde bulunan çok sayıda maddenin kansere karşı koruma sağladığı biliniyor. Bazı uzmanlar, bu maddelere 'kimyasal önleyiciler' adını verir. Bu maddeler arasında C vitamini ve folik asit gibi antioksidan besinler ve fitokimyasallar olarak bilinen bazı bileşikler yer alır.

C VE E VİTAMİNİNDEN DAHA ETKİLİ
Fitokimyasallar; karotenler, klorofil ve flavonoidler gibi pigmentler, diyet lifleri, enzimler ve vitamine benzer bileşimlerden oluşur. Fitokimyasallar, C ile E vitamini gibi basit besinlere göre kansere karşı çok daha güçlü bir etki sağlar.

20 Şubat 2014 Perşembe

Gıda Teröristlerinden Tüyler Ürperten Sahtekarlıklar


CHP’li Oran, hemen her tür gıdada halk sağlığını hiçe sayan teröristlerin tüyler ürperten sahtekarlıklarına dikkat çekti!



CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, AKP’nin halk sağlığı ve gıda teröründe de yetersiz ve başarısız olduğunu söyledi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı yaklaşık 43 bin gıda üreticisi işletmeye karşılık, kayıt dışı üretim ve satış yapan 500 bin civarında işletmenin bulunduğunu ifade eden Oran, Bakanlığın yaklaşık iki yıldır hileli gıda üreten ve satan firmaları teşhir ettiğini hatırlattı. Bunun doğru bir uygulama olmasına karşın denetim elemanı sayısının yetersizliği nedeniyle etkisinin sınırlı kaldığını savunan Oran, “Yaklaşık 5 bin denetçiyle, 500 binin üzerinde iş yerinin sağlıklı denetimi, aksaklıkların tespiti, sorumlularının cezalandırılması ve teşhiri olanaksız” ifadesine yer verdi.  Oran, “Taklit ve sahte üründe dünya üçüncüsü olan Türkiye’de en büyük tehlike ise gıda alanında yaşanıyor. Dönerden sucuğa, zeytinyağından peynire, tereyağından tavuk etine, pirinçten bala neredeyse her türlü gıda maddesinin sahteciliği yaygın biçimde devam ediyor” dedi.  Oran şunları kaydetti: “Gıdada en büyük tehlike et ve süt ürünlerinde... Kıymalı pideye domuz eti kıyması katılıyor. Tavuk kemikleri öğütülüp salam yapımında kullanılıyor. Hayvanların kemikleri, zarları, tavuk derileri, bağırsakları toplanarak mekanik kıyma haline getirilip halka satılıyor, gıda teröristleri, çöpe atılması gereken atıkları halka satarak, yediriyorlar. Mekanik kıymalar döner yapımından sucuğa, lahmacundan kebaba kadar her üründe karşımıza çıkabiliyor. Yoğurda bitkisel yağ ve jelatin katılıyor, jelatin, domuzun deri veya kemiklerinin kaynatılmasıyla elde ediliyor. Küf tutmuş ve bayat peynirler eritilerek, eritme peyniri olarak satılıyor. Halk sağlığını tehdit eden, özellikle hamile, çocuk ve yaşlılarda ölümlere yol açan gıda terörüne karşı mücadelede hükümet yetersiz kalıyor.” 

Eşek eti yediriliyor

Ekmeği beyazlatmak için hamura karbonat, peynire ise kireç katıldığını belirten CHP’li Oran, halka eşek eti yetirildiğini savundu. Oran, şöyle devam etti: “Et terbiye edilirken su katılarak ağırlaştırılıyor. Bu et tencereye girdiğinde ağırlığının yaklaşık yüzde 20 sini kaybediyor. Dana kıymaya tavuk kıyması, tavuk sakatatı, boyanmış iç yağ katılıyor. Hazır yemek sektöründe kullanılan kıymalarda dana etine kanatlı eti, at-eşek eti, yabancı doku, iç organ karıştırılıyor.  Sıhhi olmayan koşullarda üretilen ya da saklanan salam ve sosis gibi ürünlerde Salmonella ve Listeria adı verilen virüsler üreyebiliyor.” Oran, “Salam, sosis ve sucukların içine baharatla karıştırılmış soya, hayvansal etsel atıklar, akciğer vb. iç organlar, kireç suyunda soyulmuş sarımsak karıştırılıyor. Son kullanma tarihi geçmiş sucuklar yeni yapılan sucukların içine katılıp yeni imal edilmiş gösteriliyor”  dedi. Oran bayat tavuk etini de çamaşır suyuyla beyazlatarak taze görüntüsü verildiğini belirtti.

Bu Armut Görenleri Şaşırtıyor


Çan’a bağlı Karakoca Köyü’nde bahçesi bulunan 54 yaşındaki Recep Özcan’ın yetiştirdiği armutlar, görenleri şaşkına çeviriyor.



Çan’a bağlı Karakoca Köyü’nde bahçesi bulunan 54 yaşındaki Recep Özcan’ın yetiştirdiği armutlar, görenleri şaşkına çeviriyor. Tanesi 1 kilodan fazla gelen armutların tamamen organik olduğunu belirten Özcan, "Çevredeki üreticilere örnek olan bahçemizde tamamen organik armut yetiştiriyoruz. Suni değil hayvan gübresi kullanıyoruz. Bahçemizdeki armutların en küçüğü 500 gram. Organik olan bu ürünler, lezzet bakımından tüketicinin beğenisini kazanıyor. Bu nedenle hasadımızı yaptığımızda hemen tüketiciyi yanımızda buluyoruz" dedi. Özcan armutlarından en büyüğünü de elektronik tartının üzerine koyup tarttı. 1 kilo 370 gram ağırlığındaki armutu görenler ise daha hiç böyle birşey görmediklerini söyledi.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Mideye İyi gelen Yiyecekler

Yediğimiz yiceklere gösterdiğimiz özen aslında midemize verilen zararın önüne geçmek olarakta tabir edilebilir. Bazı yiyecekleri karıştırarak yemememiz midemizin bulanmasına ve yanmasına neden olacağı için sağlıklı beslenme konusunda tüketilmesi gereken ürünlerden bahsedeceğiz.Aşırı yağlı ve gazlı yiyecekleri tüketmemiz reflü hastalığının habercisi olabilir, Günde toplam vücudun ürettiği gaz miktarı 1 veya 2 litre olarak bilinmektedir, vücut bu biriken gazı günde 14 – 15 kere vücuttan atması gereklidir. Bu gazlar dışarı çıkmadığı taktirde karın bölgesinde şişlik ve tokluk hissi ortaya çıkardığından dolayı yemek yerken öncelik yediğimiz besinlerin gaz oluşumunda ne kadar etkili olduğunu belirlemek gerekmektedir. Bu nedenle mideye en iyi gelen yiyecekleri belirlerek besin alışkanlığımızı üst düzeye kadar ulaştırabiliriz.
Sırası ile Mideye faydalı olduğunuz düşündüğümüz sebzeler ve Yiyecekleri aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.
Karnabahar
  • Haşlanmış olarak tüketildikten sonra mide asit salgılarını düzene sokan bir sebze türüdür. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi ülser ilacının hammadesi olarak kullanılan bir besin türüdür.
Lahana
  • Doğal ülser ve gastrit ilacı olarak tanınan lahanayı ince ince doğradıktan sonra salatalarınızın içinde çiğ bir biçimde tüketebilirsiniz. Lahananın suyu ile elma suyunu karıştırarak içtiğiniz taktirde midenizde oluşan kötü sonuçlardan tamamen kurtulabilirsiniz.
Patates

  • Çiğ olarak tüketildiğinde mide yanmasını engelleyen bir yiyecektir. Eğer patates suyunu, kereviz suyu ile birlikte karıştırdığınız taktirde mideniz için rahat bir gün olabilir.
Elma sirkesi
  • Salatalarda ve gerekli besinlerde elma sirkesi kullanmanız sizlere büyük fayda sağlayacaktır.
Maden Suyu
  • Yemeklerden sonra tüketilmesi gereken Doğal asitli bir su olan bir içeçektir. Mide asitinin tamamını yok etmede kullanabilirsiniz. Aşırı kullanıldığı taktirde mide zedelenmesine tol açabilir.
Ispanak
  • Haşlayarak tüketebilirsiniz, Yapraklarını salatalarda kullanabileceğiniz bir sebze türüdür.
Zeytinyağı
  • Yemeklerde kullanılmadan çiğ olarak tüketildiğinde midede kalan yiyeceklerin süresini azaltmaktadır. Yemek yağları mideyi rahatsız etmektedir.
Baklagil
  • bioflavionid maddesi sayesinde midenin korunması oldukça güçleniyor.Bezelye,Fasülye ve mercimek gibi besinlerde bulunur.
Muz
  • Yanmayı kesinlikle önleyen bir meyve türüdür. Midenin sağlığı için günde 1 adet tüketilmesi gerekmektedir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.
Kızarmış ekmek
  • Midenin salgıladığı aşırı asiti kurutarak yanma hissini kesinlikle ortadan kaldırmaktadır.Bayat ekmekleri kızartarak bunu deneyebilirsiniz.
Meyankökü
  • Midededi aşırı asitlenmeyi engelleyen bir yapısı bulunmaktadır. Az sayıda tüketilmesine rağmen birçok kişi tarafından önerilmektedir.

18 Şubat 2014 Salı

En Kısa Yoldan Kilo Verme

En kısa yoldan kilo verme olarak bu yol izlendiği halde fazla kilolardan kurtulursunuz.ınsanların fazla kilolardan şikayet etmesinin en belirgin nedeni sağlıktır.
Fazla kilolardan kurtulmak için kilo vermenin çeşitli yolları bilinmekte ve bunların bazıları işe yarayabiliyor. Kısa sürede fazla kilo vermenin de pek çok zararı bulunuyor.
En kısa yoldan kilo verme Yolları Nelerdir?
1- Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.

2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.
3- Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.
4- Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.
5- Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.
6- Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.
7- Süt için
Günde üç ya da dört defa Süt ve yoğurt ya da peynir gibi Süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile Zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.
8- ıyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.
9- Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz Stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.kadinca.net
10- Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri
nedeniyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.
11- Lifli yiyecekleri tüketin
Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. BeYaz ekmek yerine kepeklisini, beYaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara öncelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.
12- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinde atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...
13- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, bir şeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın. Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyen yasaklayın.
14- Daha çok su ve soda
Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
15- Çikolata yeme isteğinizi bastırın
Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.
16- ışkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında... şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.
17- Kremayı kesin
Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiçbir şeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız Krem peynir demektir.
18- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.
19- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.
20- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.
21- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.
22- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.
23- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.
24- Sıkı gelen giysilerinizi deneyin
Her sabah kalktığınızda ilk işiniz üzerinize dar gelen pantolon veya şortları denemek olsun. Bu yiyeceğinize dikkat etmekte, sizi gün boyu motive edecektir.
25- Hayallerinizi kutulayın
ıstediğiniz kiloya indiğinizde yapmayı planladığınız her şeyi hatırlatacak bütün fotoğrafları, reklamları, yazıları kesip bir kutunun içine koyun. Bir şeyler atıştırmak istediğinizde ya da jimnastik yapmaya hevesli olmadığınızda kutuyu açıp bakın.
26- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.
27- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda, kendinize listedeki bir şeyi satın alın.
28- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.
29- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. ıkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?
30- Abur cubur yemeyin
Verilecek 2-3 kilo bir yanda, kilolarınıza kilo katacak abur cuburlar diğer yanda ve siz bugüne kadar hiç aç kalmasanız da bunlardan bir türlü uzak kalamadınız. Bütün gün yapacaklarınızı planlayın. Sinemaya gidin, yürüyün, kendinizi bir romanın içine gömün ve şekerleme yapın. Ne yaparsanız yapın, yeter ki buzdolabından uzak durun.
31- Mayonuzu giyin
Yılın hangi mevsimi olursa olsun, özellikle yaza yaklaştığımız şu günlerde her hafta birkaç kez mayonuzu giyerek boy aynasının karşısına geçin. Bu daha fazla egzersiz yapmanız ve hedefe kilitlenmeniz için size ivme kazandırır.
32- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutlaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde Spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.
33- Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.
34- Porsiyonlarınızı küçültün
Tabağınıza konulan yemeğin hepsini bitirmek kötü bir alışkanlığınızsa bundan kurtulmak için küçük tabaklarda yemek yiyerek işe başlamalısınız. Bu göz kandırmacasıyla büyük tabaklarda yediğinizden daha az yemek yer ve tabağınızdakilerin arkanızdan ağlamamasına da olanak tanırsınız. Ayrıca tabağınıza ne kadar az yemek koyarsanız o kadar az yersiniz.
35- Kahvaltıyı atlamayın
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür çünkü uyuduğunuz zaman yavaşlayan metabolizmanız tekrar bir şeyler yiyene kadar eski haline dönemez. Güne kahvaltı ile başlayanlar kahvaltı yapmayanlara oranla çok daha fazla kalori yakarlar. Çünkü kahvaltı kasları çalıştırır ve çalışan kaslar kalori yakılmasını sağlar.
36- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.