3 Kasım 2015 Salı

Yeni umut, domates suyu!

Taze sıkılmış domates suyunun, böbrek taşı oluşumunu önlediği ortaya çıktı.




Kırıkkale Üniversitesi (KÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Yılmaz, taze sıkılmış domates suyunun, böbrek taşı oluşumunu önleyen sitrat açısından zengin olduğunu söyledi.

Yılmaz, yaptığı açıklamada, böbrekte taş oluşması sonucu meydana gelen rahatsızlık için medikal tedavilerin ya da ilaçların çok etkili olmadığını belirtti.

İdrardaki sitrat miktarını artıran ilaçları bazı hastaların kullanamadığına işaret eden Yılmaz, “Özellikle mide hastası olanlar bu ilaçları içemeyebilir. Oysa limon, portakal ve greyfurt suyunun kullanımı kolay ve ilaca eşdeğer sitrat miktarı sağlayabildiği için hastalarımıza önerilebilir” şeklinde açıklama yaptı.

Sigarayı bırakamayanlara mucize ot!

Dedelerimizden ve ninelerimizden beri tanıdığımız bir bitki olan tere otu mucizeler yaratıyor.

Acımsı bir tadı olan tere otu, bilmediğiniz yönleri ve bazı hastalıklara karşı sağladığı faydaları sizi çok şaşırtacak.
Tere otu aynı zamanda ciğerlerin dostudur. Karaciğer ve akciğerdeki tahribatları tere otu ile düzeltmeniz ve iyileştirmeniz mümkündür.

Özellikle sigara kullananlar için tere otu tüketimi son derece önemlidir. Çünkü sigaradaki yabancı ve zararlı maddelerin bir kısmı sigara izmariti tarafından emilirken bir kısmını temizlemek de akciğerlilerimize doğru yola çıkıyor.

Akciğerlerde temizlenmeye devam eden sigara dumanı zamanla akciğerleri kirletiyor. Ancak ne yazık ki akciğerlerimizi bir izmarit gibi çöpe atamıyoruz.

Sigarayı bırakmak istiyor ancak bırakamıyorsanız bu durumda sigaranın oluşturduğu tahribatı giderecek olan tere otunu tüketmemiz sağlığınız açısından önemlidir. Çünkü tere otu bilinen en iyi toksin atıcılardandır.

16 Ağustos 2015 Pazar

Fıstık fiyatlarındaki artış 'sahte baklavayı' artırdı

Erciyes Börek Genel Müdürü Serdar Eker, tüketicileri merdiven altı üreticilerine karşı uyardı
Fıstık fiyatlarındaki artış 'sahte baklavayı' artırdı
Bayramlarda sıklıkla vurgulanan standart dışı ve gıda sahteciliğine ilişkin uyarı geldi. Erciyes Börek Genel Müdürü Serdar EKER, tüketicileri merdiven altı üreticiler ve gıda sahtekarlarına karşı dikkatli olmaya çağırarak, “Fıstık fiyatlarına gelen artış nedeniyle tatlı sahtekârlıkları son dönemde çok arttı.  Bezelye ve boya kullanımı oldukça yaygın. Fıstığın çok yeşil olanı veya çok açık renkli olanında sıkıntı vardır. Ayrıca baklava aşırı derecede parlaksa nişasta bazlı şeker kullanılmıştır. Ev yapımı baklava ne kadar ışıklandırılırsa ışıklandırılsın parlamaz. Müşterilerimiz kokusuna ve rengine bakarak iyi baklavayı ayırt edebilirler. Baklava, börek ve pasta alırken bildiğiniz ve tanıdığınız yerlerden alışveriş yapın” dedi. 
Bayramda baklavanın tüketiminin çok artması nedeniyle kötü niyetli kişilerin bu günlere yoğunlaştığını vurgulayan Eker, normal işletmelerin kapasitesinin üzerinde bir talebin oluştuğunun altını çizdi.  Tüketicilerin ihtiyaçlarından fazla ürün alıp bekletmek yoluna gittiklerini de belirten Eker, “İhtiyacınız kadarını alın ve asla stok yapmayın. Baklavanın ve böreğin evde saklama ömrü en fazla 2 gündür” bilgisini verdi. Eker, işletme bünyesinde olsa da ev hanımları tarafından üretilen baklava ve börekler ürettiklerini ve hijyen koşullarına tam olarak uyduklarını kaydetti. 

Evsiz Türk ABD'de pizza imparatoru oldu

Çocukken Diyarbakır'dan önce Kanada'ya sonra ABD'ye giden ve günlerce sokaklarda aç yaşayan Hakkı Akdeniz azmiyle pizza dükkanı zinciri sahibi oldu.
Evsiz Türk ABD'de pizza imparatoru oldu

Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz, evsiz, parasız ve aç kalarak büyük çileler çektiği New York'ta azmiyle 3 kez dünya pizza şampiyonluğuna ulaşırken, yedi pizza ve bir taco dükkanı sahibi oldu.
ABD'deki hayatına, Kanada'dan New York'a kaçak girerek başlayan Hakkı Akdeniz, azmi ve çalışkanlığıyla pizza imparatorluğuna uzanan büyük bir başarıya imza attı.
Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz, sokakta yatıp, aç, susuz kaldığı ABD'deki yaşamında, 8 restoranın sahibi olarak dünya pizza şampiyonluğuna uzanan başarı hikayesini Anadolu Ajansı muhabirine anlattı.
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde doğan Akdeniz, 1997 yılında Kanada'ya giderek yaklaşık 4 sene üvey ağabeyinin yanında bir pizza dükkanında çalıştı. Burada zaman içinde Latin Amerikalı bir kadınla hayatını birleştiren Akdeniz bir erkek çocuğu sahibi olurken, ilerleyen yıllarda çocuğunu 10 yaşına kadar göremedi. Akdeniz oğlu 10 yaşına geldiğinde ABD Kanada arasındaki sınıra giderek tel örgüler ardında çocuğunu görebilme şansı buldu.
Kendisini karşılayacak kişiyi terminalde günlerce bekledi
Ailevi nedenlerden dolayı ABD'nin New York kentine gitme kararı alan Akdeniz,  evsiz, aç ve susuz kaldığı New York'taki ilk günlerini ise şöyle dile getirdi:
"Ağabeyimin bir arkadaşı beni otobüs durağında karşılayacaktı. Kendisini otobüs durağında yaklaşık 3-4 gün bekledim ama beni almaya kimse gelmedi. Cebimdeki para da biterken günlerce sokakta evsiz kaldım."
Akdeniz, daha sonra ABD'deki yeni hayatında günlerce sokakta yaşarken hayati tehlikeler atlattı.
Uyurken, çöplerle birlikte çöp kamyonuna atıldı
Bir gün sabaha karşı, sokakta tanıştığı Senegalli evsiz siyahi arkadaşıyla üzeri kapalı büyük bir çöp konteynerinde uyurken, konteynere yanaşan bir çöp kamyonuna, çöplerle birlikte atıldığı anda uyanarak, çöp gibi öğütülmekten son anda kurtuldu ve aynı zamanda Senegalli arkadaşının da canını kurtardı.
Kanada'daki eşinden dolayı İspanyolca öğrenmesine rağmen İngilizce bilmediğini belirten Akdeniz, New York'ta evsiz kaldığı dönemde bu yüzden çektiği eziyetin daha da fazla olduğunu ifade etti. Kendisi gibi İngilizce bilmeyen Senegalli arkadaşıyla Fransızca konuşan Akdeniz, birlikte başvurdukları evsizler barınağına, kimliği olmadığı için kabul edilmediklerini bildirdi. Akdeniz, daha sonra başka bir barınağa kabul edildiklerini belirterek burada 9 hafta kaldığını ifade etti.
Barınakta tanıştığı Türk kadın yol gösterdi
Barınakta tanıştığı evsiz bir Türk kadının barınaktan çıkıp daha farklı bir hayata adım atmasına neden olduğunu belirten Akdeniz,  evsiz kadının kendisini Manhattan'daki Sivaslı bir restoran sahibinin yanına gitmesini tavsiye ettiğini belirterek, "O da beni New Jersey'de başka bir restoran sahibi ile tanıştırarak, orada iş bulmamı sağladı" dedi.
Daha sonra bir kaç farklı restoranda çalışan Akdeniz, bu arada boks sporuyla ilgilenmeye başladı, öyle ki bu ilgisi ve disiplini çalışması onu amatör dalda ABD Altın Eldiven şampiyonluğuna ulaştırdı.
Kaburgasının kırılmasıyla boksu bırakan Akdeniz, borç parayla 2009 yılında küçük bir pizza dükkanı açarak, pizza hamuru açma işine yoğunlaştı. Akdeniz, bir çok defa bu alanda yapılan akrobasi yarışmalarına katılırken, ilk katılımda ancak 87'nci olabildi. Bu başarısızlığını kendisini yıldırmadığını belirten Akdeniz, daha sonra İtalya'da ABD'yi temsilen katıldığı yarışmada dünya birincisi oldu. Akdeniz, ABD'deki yarışmalarda da akrobatik şekilde pizza hamuru açmada 3 defa pizza şampiyonluğunu kazanmasıyla ününe ün katarken, bu arada ardı ardına açtığı pizza dükkanlarının sayısını da 7'ye çıkardı.
Bir çok magazin programı ve yemekle ilgili önemli televizyon programlarında gösteri yapan Akdeniz, gösterilerini okullarda da gerçekleştirirken, gençlere pizza yapımı hakkında bilgi veriyor.
"Sokakta yatmasaydım belki bugünleri göremeyecektim"
New York'un ünlü pizza imparatorunun sokakta aç ve evsiz kaldığı başarı hikayesi, yerel ve ulusal bir çok medyanın ilgisini çekerken, şimdiden hakkında bir takım belgesel film denemelerinin yapılmasına neden oldu.
Hayat hikayesi için, "Ben fakir olmasaydım, sokakta yatmasaydım belki bugünleri göremeyecektim, bu başarıya ulaşamayacaktım" diyen Akdeniz, sokaktaki evsiz ve dilencilere bir çok Amerikalının aksine hoşgörüyle yaklaşırken, her gün akşam kaldığı evsizler barınağına pizza dükkanlarından ücretsiz pizza gönderiyor.
Çocuğunu görebildiğini ve ona da zaman ayırmak istediğini ifade eden Akdeniz, annesini de hacca göndermiş. Akdeniz'in yeni hedefi ise yakın bir zamanda BM'ye üye ülkeleri temsilen 193 küçük pizzanın bir arada olduğu dev bir pizza yaparak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek. Bir başka projesi ise Türkiye'de başta Diyarbakır olmak üzere bir çok şehirde pizza okulu açmak.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Şekere 550 milyon liralık harcama

Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği Başkanı Kopuz, bayramlarda ikram edilen şeker ve
çikolataya yapılan harcamanın bu yıl yüzde 10 artışla 550 milyon lira olmasını beklediklerini
belirtti.
Şekere 550 milyon liralık harcama
Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği Başkanı Şemsi Kopuz, bayramlarda ikram edilen şeker ve çikolataya geçen yıl toplam 500 milyon lira harcandığını belirterek, "Bu yıl ise söz konusu harcamanın yüzde 10 
artışla 550 milyon lira olmasını bekliyoruz" dedi.
Kopuz, yaptığı açıklamada, Türkiye'de şeker ve çikolata tüketiminin yüzde 70’inin bayramlarda
 gerçekleştiğini söyledi.
Ramazan Bayramı’nda şekerleme ve çikolata satışlarının yaklaşık yüzde 25 arttığını ifade eden Kopuz,
 en çok ikram edilenlerin renkli akide şekerleri ve çikolatalar olduğunu anlattı. Kopuz,
"Bayramda yüzde 60-65 oranında çikolata, yüzde 35-40 oranında da şeker tüketiliyor" diye konuştu.
Gıda güvenliğini çok önemsediklerini ifade eden Kopuz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu konuda tüm devlet ve özel kuruluşlarıyla Türk halkı duyarlı olmalı, herkes üzerine düşeni
yapmalıdır. Çünkü bu ürünlerin nerelerde üretildiği ve içinde neler olduğu belli değildir.
Bu nedenle halkımız, ambalajlı ürünlere rağbet etmeli ve üretim izinleri olup olmadığını kontrol etmelidir.
Ayrıca satın alınan ürünün üretim ve son kullanma tarihi olup olmadığına bakılmalıdır.
Tüketicilerimiz bilinçli tercihlerle bayramın kendileri için zehir olmasını engellemelidir."

Batı Anadolu’nun su deposu Bursa’da işletme sayısı 26'ya çıktı

Marmara Bölgesi’nde işletilen su kaynaklarının büyük bölümüne sahip olan Bursa’da ambalajlı su sektörü yeni yatırımlar ile hareketlendi.
Batı Anadolu’nun su deposu Bursa’da işletme sayısı 26'ya çıktı
ESRA ÖZARFAT - BURSA 
Uludağ’da bulunan su kaynaklarının kaliteli suyundan faydalanmak isteyen girişimciler mevcut tesislere ilave olarak her geçen yıl yeni su firmaları açıyor. Batı Anadolu’nun su deposu olan
kentte işletme sayısı 6’sı doğal mineralli, 19’u doğal kaynak, biri içme suyu üreten toplam 26 işletme
 faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde satışa sunulan kaynak sularından Kirazlıyayla, Rioba, Sude,
Korusu, Damla, Karacakaya, Aroma Ömer Duruk, Nestle, Erikli, Özkaynak, Carrefour Discount, Kay,
Sultan, Sude 2, Elmas, Gümüş, Sırma, Pürsu, Uludağ, Alaçam Bursa’da üretim yapıyor. Sektörün
önemli bir aktörü olan doğal mineralli su segmentinde de Özkaynak, Damla, Freşa, Kınık, Sırma,
Uludağ gibi firmalar yer alıyor. 
pet-orta.png
Son 3 yılda Bursa’da 5 firma su işleme ruhsatı sahibi oldu. Orhaneli’de üretim yapan Sırma 2012’de
üretim izni aldı. Firma, 0,25 ve 1 litre pet şişe, 330 ve 750 mililitre cam şişelerde üretim yapıyor. Mustafakemalpaşa’da üretim yapan Gümüş Su da ruhsatını Temmuz 2012’de aldı. Gümüş Su; pet, dönüşümlü cam şişe, damacana ve bardakta su üretimi yapıyor. Elmas Su’yun da ruhsat tarihi Mart
2012. Derekızık Köyü’nde üretim yapan Elmas Su 19 litrelik damacana su üretiyor. Mar Tüketim
Maddeleri AŞ de İnegöl’deki Pürsu üretim iznini 2013 Mayıs ayında aldı. Bursa’da üretim yapan su                
 sektörü üreticileri arasına son olarak “Uludağ” ana markası altında 4 kategori, 15 alt marka,
30 değişik ürün ve 107 farklı ambalajı ile iç ve dış pazarlarda faaliyet gösteren Uludağ İçecek de katıldı. Çayyaka - Boğazova Köyü’ndeki kaynaktan alınan suyu Yenice tesislerinde işleyen Uludağ İçecek,
su işleme ruhsatını geçen yıl temmuz ayında aldı. 750 ve 330 mililitre cam şişelerde üretime başlayan
Uludağ, yine Endi markasıyla yakında rafl ardaki yerini alacak. 
Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Başkanı İsmail Özdemir özellikle İstanbul, İzmit, Sakarya,
Bursa, İzmir, Adana ve Antalya gibi iller başta olmak üzere Türkiye’nin hemen her bölgesinde farklı
kaynaklar bulunduğuna işaret ederek, Bursa’nın Marmara Bölgesi’nde işletilen su kaynaklarının büyük
bir kısmına sahip olduğuna dikkat çekti. Ambalajlı su sektörünün Türkiye’de geldiği noktayı da
değerlendiren Özdemir, geçen yıl Türkiye’de su pazarı hacminin yüzde 3,8’lik büyüme ile 10,7 milyar
litreye ulaştığını kayderek, bu hacmin 6,3 milyar litresinin yüzde 2,6’lık büyüme ile damacana satış kanalından, 4,4 milyar litresinin de yüzde 5,5’lik büyüme ile PET satış kanalından geldiğini söyledi.
Geçen yıl sektördeki toplam cironun yaklaşık 4,2 milyar liraya ulaştığına dikkat çeken İsmail Özdemir,
TÜİK verilerine göre toplam ihraç edilen ambalajlı suyun 250 bin 866 ton ve toplam cironun ise
42 milyon 186 bin dolar olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Özdemir, bu yıl sonu beklentilerini de paylaştı.
 İsmail Özdemir; “Bu yıl Türkiye’de su pazarı hacminin 11,1 milyar litreye ulaşması ve toplam cironun
 yaklaşık 4,5 milyar lira olması bekleniyor. Ambalajlı su sektöründe mevcut endüstriyel kapasite kullanım oranının yüzde 40 seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’de ambalajlı su tüketiminin
artması durumunda sektör mevcut kurulu kapasite ile bu ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilecek durumda”
 dedi.
Sektör 100 bine yakın kişiye istihdam sağlıyor
Türkiye’de 2009 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimin 38 litre PET, 86 litre damacana olmak üzere toplam 124 litre olduğunu ifade eden Özdemir, geçen yıl bu oranın 138 litreye yükseldiğini, bu yıl ise
143 litre olmasını beklediklerini anlattı. İtalya’da yıllık kişi başı tüketimin 186, Almanya’da 173,
Belçika’da 132, İspanya’da 115 litre olduğunu aktaran (SUDER) Başkanı İsmail Özdemir
Türkiye’de ambalajlı su tüketiminin AB’deki tüketim seviyelerine yaklaştığını söyledi. Özdemir
günümüzde 4,1 milyar TL’lik bir ekonomi ortaya koyan sektörün 11 bini doğrudan olmak üzere
 toplamda 100 bine yakın kişiye istihdam olanağı sağladığını söyledi.

11 Ağustos 2015 Salı

Zeytinyağı alacaklara önemli uyarı

Yol kenarında satılan zeytinyağların ciddi sağlık riski taşıdığı iddia edildi
Zeytinyağı alacaklara önemli uyarı
Zeytindostu Derneği Başkanı Abidin Tatlı, yaz aylarında özellikle güneş altında satışa sunulan zeytinyağı için sızma kalitesinden bahsedilemeyeceğini belirterek, yol kenarından satın alınan yağların ciddi sağlık riski taşıdığını bildirdi. 
Tatlı, yaptığı açıklamada, bayram tatili dolayısıyla tatil beldelerine gelen vatandaşların, özellikle zeytin, zeytinyağı gibi ürünleri yerinden ve ilk elden, seyahat güzergahlarında bulunan yol kenarlarındaki satıcılardan alma hevesinde olduğunu ifade ederek, bu durumun ciddi sağlık riski taşıdığını vurguladı. 
Yaz aylarında özellikle güneş altında satışa sunulan zeytinyağı için sızma kalitesinden bahsedilemeyeceğinin altını çizen  Tatlı, şunları kaydetti: 
"Zeytinyağı hassasiyetle korunup, ambalajlanıp, satışa sunulması gereken hassas bir gıdadır. Et ve süt gibi son tüketiciye ulaştırılana dek hassasiyetle izlenebilmelidir. Zeytinyağının bir gıda olduğunu unutmamalıyız. Olumsuz depolama ve ambalaj koşulları hızlı bir şekilde zeytinyağını etkiler ve bozulmasına neden olur. Genelde yaz aylarında tatil bölgelerinde; yol kenarlarında satışa sunulan markasız, plastik meşrubat şişelerinde satılan zeytinyağları; iyi, kaliteli, gerçek bir zeytinyağından beklenen özelliklerde olmadığı gibi ciddi sağlık riskini de beraberinde taşımaktadır. Belirttiğimiz noktalarda, sıcak altında, sağlıksız ambalajlarda satılan zeytinyağları her türlü denetimden de uzak olduğu için tağşiş (daha ucuz bitkisel yağlarla karıştırılmış) riskini de taşımaktadır. Böylelikle kalitesiz ürüne ederinden fazla para ödeyerek cebinize, kalitesini bilmediğiniz kontrolsüz ürünü de alarak sağlığınıza zarar vermektesiniz."